Sayfalar

8 Mayıs 2017 Pazartesi

başlıksız



bir kaç gün önce banucamın paylaşımını gördüm facebookta.bloğundan kısa da olsa yayın yapmıştı.kısacık bile olsa ondan haber almak inanılmaz mutlu etti beni.yorum yapmak için bloğuna tıkladığımda birden evini özleyen ve evine gitmek isteyen biri gibi hissettim.kafamda bu duygular gidip gelirken bir yıl sonra tekrar evime döndüm.nasıl demeli burası evet çok özel ve tamamen bana ait :)
son zamanlarda ait olma duygusunu çok az hisseder durumdayım.tıpkı tuttuğu takımı hiç şampiyon olmayan taraftar gibi hissediyorum.
nereden başlamalı? özellikle annemi ve kız kardeşimi soran dostlarıma önce cevap vermek isterim.annem iyi 3 aylık kontrollerine gelip gidiyor.sadece geçen ay doktorumuz memeyi almak istedi.bir panik olduk ama sonra isteğimize bağlı olduğundan aldırmama kararı verdik ailece rahatladık.annem tam bir savaşçı tıpkı kız kardeşim gibi.kız kardeşimin yaşadığı korkunç olayı sizlerle paylaşmıştım.o olaydan sonra bir bebek beklediğini öğrendiğimizde çok sevinmiştik.ona iyi gelecekti ,tüm o korkunç olayları unutacaktı.sorunlu bir hamilelik döneminden sonra minik Onur Aidan doğdu ama sağlıksızdı.17 gün mücadele verdi .anne kucağını hissedemeden minik yaşamına veda etti.bu çok ağır geldi kardeşime çok zor zamanlar geçirdi ama şimdi iyileşiyor ve tabiki daha da iyi olacak.
bana gelince yukarıdaki satırlara yazdığım gibiyim.uzun süre mücadele verirsiniz ve artık herşeyin bittiğini mükafatınınızı alacağınızı düşünürsünüz.işte o mükafat kısmına hiç ulaşamamış o yüzden kızgın ve kırgın biriyim.güven ve adalet kavramlarını ciddi anlamda irdeliyorum.örnek hayatıma 5 yıl önce girip (girmek diyorum çünkü bilinçli olarak asla istemedim ve kontrol edemedim)bana dost olduğunu söyleyen ve sürekli gösteren biri oldu.ve iki yıl önce tam sırtımın ortasına bıçağı sapladı.artık hayatımda değil ama iş yerimde ve her gün onu görmek ve hala sataşmalarına maruz kalmak zorunda kalmak beni çok yıpratıyor.ki tam 10 yıldır istediğim halde tayinim çıkmıyor .uzak kalmak çok iyi gelecek çünkü.ve tam bunun üzerine eşimin iş ortağının eşime yaptığı hainlik bize tuz biber oldu.yıllardır verdiği tüm emek heba oldu.sil baştan yok baştan değil hatta bize bıraktığı 500 binlik bir borçla yeniden başladık.ve bu günlerde kayınpederimin rahatsızlığıyla başka bir  sınav veriyoruz.tam 16 gündür hastanede yatıyor.fistüle bağlı ağır bir abse geçiriyor.sürekli başında biri olmak zorunda çünkü hiçbir ihtiyacını kendisi karşılayamıyor ve çok temiz olmak zorunda.her gün 8 saat ve haftada 2 günde 24 saat başında kalıyorum.oğlumun bebekliğinden beri yapmadığım bir bakımla, yataksız sandalye üzerindeki bu nöbet çok yordu bizi.yeter ki iyileşsin dua ediyorum ona ve tanıyıp tanımadığım tüm hastalara...
hayat devam ediyor,ve pes etmek aslında yapımda yok ,çok yoruldum sadece biraz mola vermek istiyorum.hepsi geçecek ama öyle ama böyle geçerken banaa ne verdiği ve benden ne aldığı önemli.güven ve adalet duygumu aldı ama inanç hala duruyor ve umud etmek.hatta yayınlayıp yayınlamayacağımdan emin olmadığım halde buraya yazmak bile rahatlattı beni :)
benim tatlı kedim sebom acıkmış patileyip duruyor beni.bu arada sebo o kadar çok sevildi ki hiç kedi sevmeyen istemeyen kişiler artık kedisever oldular hatta kedi sahibi oldular.


ve güzel gelişen başka bir şey daha ilk göz ağrımız ablamın kızı burçinim nişanlandı.yılın en güzel ve en özel olayıydı bizim için.Rabbim onu hep mutlu etsin imşallah..


 ve tabiki üretmek var.en büyük terapim yine hobilerim ki inşallah birgün işim olacak...son zamanlarda peri evlerine taktım kafayı.içimde ki çocuk hala masal istiyor ne yapayım.kendimi geliştirmeye çalışıyorum ama sabır istiyor bakalım ilerleyen zamanlarda neler çıkacak.









Suyun En Sağlıklı Hali

Sıcak havaların gelmesiyle birlikte buzdolabına sürekli su koymaktan bıktınız mı? Suyu sağlıklı ve pratik bir şekilde tüketmek mi istiyorsunuz? O zaman size güzel bir haberim var:, tüm bunları ve daha fazlasını sunuyor. Şirket içinde kullanmak için uzun zamandır kullanışlı (ve sağlıklı) bir Su Pınarı arıyorduk, kararımızı USP 20’den yana kullandık.



Açıkçası bundaki en büyük etkenlerden biri, su pınarının toplam 3 adet musluğa sahip olmasıydı. Muhakkak denk gelmişsinizdir, diğer su sebillerinde biraz soğuk, biraz da sıcak su musluğundan doldurur, “ılık” su elde etmeye çalışırsınız. USP 20’de böyle bir sıkıntı yaşamanıza gerek yok, üçüncü musluk damacanadaki suyu doğrudan (ısıtma/soğutma yapmadan) veriyor ve bu sayede hiç zaman kaybetmiyorsunuz. Aynı şekilde, havaların ılıman olduğu dönemlerde sebili ısıtma ve soğutma özelliklerini tamamen devreden çıkararak da kullanabilir, enerji tasarrufu yapabilirsiniz.
Üç musluğa sahip olması önemli bir avantaj olsa da,  satın alma kararı vermemizdeki tek etken de değildi. USP 20 çok pratik bir model, alt kısmında kapalı bir muhafaza bulunuyor. Bu muhafazaya bir adet damacana koyabilir, damacana değişimi için beklemekten kurtulabilirsiniz. Su tankları paslanmaz çelikten imal edilmiş ve yeni su sebili mevzuatına da uygun. Yani sağlıksız parçalar içermiyor. Saatte 5 litre soğuk, 2 litre sıcak su kapasitesi sunuyor. Suyu 5 derece kadar soğutup, 85 dereceye kadar da ısıtabiliyor. Tasarımı ise sade, kullanışlı ve dayanıklı: Uzun süre boyunca kullanabileceğiniz daha bakar bakmaz anlaşılıyor. https://satis.ugur.com.tr/item/usp-20-d/100017 adresinden 12 taksit fırsatıyla sipariş verebilir, suyu sağlıklı ve pratik bir şekilde tüketmeye siz de başlayabilirsiniz!


Bir boomads advertorial içeriğidir.

31 Mart 2016 Perşembe

bioenerjik taşlarım :)

ağlama duvarına geri geldim yine.cidden elim soğumuş yazmaktan.bakıp duruyorum ne yazayım nereden başlayayım diye.sonra dedim ki kendime aklına gelenleri yaz gerisi gelir.
yazacak hem çok şey varken hem de hiç birşey yokmuş gibi hissetmek depresyonun eşiğinde olanların hissettiği duygumudur ki.şükür ailem iyi,evimdeyim bir işim var ,pişen aşım var ama...her gün ama her gün bir yerlerde bir kaç ocağa ateş düşüyor,anneler babalar ağlıyor,evlatlar yetim kalıyor,her gün bir kaç kadın şiddete uğruyor,öldürülüyor yada tacize uğruyor,ve çocuklar bizim geleceğimiz çocuklara birileri kirli ellerini uzatıyor.her gün bir hoca olduğunu söyleyen zat kalkıp 9 yaşındaki çocukla evlenilebileceğini ya da erkek çocuklarına tecavüzün zaten İslamiyette var olduğunu,ya da bir babanın kız çocuğuna ilgi duymasının normal olduğunu söylüyor, sonra birileri çıkıyor diyor ki Atatürk ve ideolojisi eğitim müfredatından çıkarılmalıdır ,bizim medeniyet derdimiz var diye höykürüyor,bir yerlerde bombalar atılıyor,bir yerlerde müslüman müslümanla savaşıyor,bir yerlerde birileri planlar yapıyor,birileri çiziyor birileri oynuyor ve biz sadece bakakalıyoruz.sonra diyorum ki acaba ben kafayı mı yedim yoksa dün ya mı çıldırdı.sonra içinden çıkamıyorum bu kaosun,sosyal medyadan sallayıp rahatlamakla geçecek gibi değil ki! 
taşlarımı alıyorum elime,parmaklarım soğuk yüzeylerini şöyle bir dolaşıyor ve fısıldıyor taş bana bir dünya çiz,çılgınca yeşil olsun içinde,mavi gök,şarkı söyleyen rüzgar,heybetli dağlar,uçan kuşlar ve daima gülen yüzler...sonrası bilmiyorum.fırçam renklere dokunduğunda beynim susuyor,kalbim kendi şarkısını söylüyor ve benim meditasyonum başlıyor.
anlayacağınız taşlarım bio enerjik benim başlıkta buradan mütevellit :))